25 Haziran 2022 - Cumartesi

Okyanus olacaktık damlarken kuruduk

Yazar - Emir Baskın
Okuma Süresi: 8 dk.
Emir Baskın

Emir Baskın

emirbaskin@gmail.com -
Google News
Çözümü bilen basit insanlarız bir avuç.
Çözüm üretmeyen ve sorun yaratıp besleyen bir dünya insansınız yeterince de zekasız.
 
O halde neden biz kaybediyoruz?
 
 
Önem sırası karıştırılmış hayatın içinde önce büyüyorsun derme çatma sonra öğrenmeye çalışıyorsun tüm yorgunluğuna ve travmalarına rağmen. Ve rağmen bir konforlu yaşam asla gelip seni bulmuyor biraz daha hızlı ilerleyebilir olman için.
 
Kendini editleyerek yaşamalısın ve ne söylediğin hakkında gerçek bir fikrin olmalı.
Öğrenerek ama önce öğrenmeyi öğrenecek insan, nereye bakacağını bilmiyorsan bu mümkün değil, sözlüğü kullanmayı bilmiyorsan çok vakit kaybedersin...
 
Nereye bakacağını ve öğrenmeyi öğreneceksin...
Biz araba kullanan insanlara etik sürücü kurallarını değil ezberden sınav geçeceği bilgileri öğretip, çocuklara nasıl ezilmemesi gerektiğini anlatıyoruz...
 
Var olanların varlığı, kaynağı, anlamı ve nedeni üzerine düşünme ve bilginin bilimsel olarak araştırılmasını öğreneceğimiz yerde çocuklara ezbere yontulmuş eksiltilmiş,  düşünmeye ket vuran güya kesin, kati, yalan dolan bilgilerle talan ediyoruz beyinlerini.
 
Aptalca, içeriksiz bir flüt dersinde not vererek sanata, soğutuyoruz sanattan, müzikten çocukları...
 
Felsefenin yapılmadığı bir ülkede zihin gelişimi mümkün değil. Hasbelkader, ailesi bilge olan çocuklara bu şans hayat tarafından veriliyor ki sonrasında bu yoz toplumda gittikçe yalnızlaşıp ötekileşiyorlar.
Karın tokluğuna yaşayan ile karnını şişirmek için yaşayan arasında mental bir farklılık yok. Biri korkak ve tamahkar, diğeri aç gözlü bir itaatkar...
 
Aşılanmayan, budanmayan, toprağı beslenmeyen ağaçtan meyve bekleme, onlar ki kırılan dallarını, açmayan çiçeklerini,  çıkmayan meyvesini, dadanan üzerine zararlı böcekleri, fırtınada zarar gören bedeninin acısını kader zanneder. Sınıfta soru sormak için fikir üretemeyen, düşünse de beyan edemeyen ürkmüş çocukların kanaat notunu öğretmen ve eğitmenlere veriyorum, 'otur sıfır '.
 
Eğitimin eblekleştirmek ve kendi politik doğrularını dayatmak üzere kurgulanmış sisteminden çıkan çocukların bir pantolon alırken bile kırk arkadaşına soruşunu, kendi fikrinin bile kendine geçerliliği olmayışını artık yadırgamıyoruz...
 
Ailede başlaması gereken eğitimin içeriksiz 'aile önemli ' bilgisi altında toplum ahlakı diye en yalan ifade ile destekleyip ailelerin dantel örneği gibi benzer insan yavruları yetiştirmelerine göz yumduk. Salt toplum dışı kalmasın diye çocuklar , kabul görsünler diye ... 
 
Aile önemli bu doğru lakin nasıl bir aile olursa olsun önemli demek değil bu, kavramların içeriği beyan edilmediği için içi boş ezbere cümleleri toplumun değerden uzak yargıları dolduruyor. Anne kutsaldır, baba topraktır,  gibi...
 
Bir ailede birilerinin kutsal, toprak ya da özel özne sayılabilmesi için o ailenin her bireyinin birbirini gözetmesi, yükü paylaşması ve benzersiz biçimde kendi olurken benzersiz biçimde kendi olan diğer aile bireylerini koşulsuz değil koşullu sevmesi gerekiyor... Koşulsuz sevmenin tek koşulunun da gözetmek olduğunu bilmesi gerektiği gibi. Gözetmenin de kayırmak olmadığını öğrenmiş olması.
 
Bir bilgi, olgu, fikir beyan ederken aile bireyleri bahsettikleri konu hakkındaki fikirlerinin kendilerine ait olduğunu temkinli bir şekilde kerelerce çocuklara bildirmesi çocuğun da kendi fikrinin oluşması için özgür düşünce alanının yaratılmasına neden olacaktır...
 
Çocuklara üst akıl gözükmek için mütemadiyen başarılarından ve yanında bonus olan travmalarından ve onlarla nasıl başa çıktığını anlatıp öğreten ebeveynler hayatta başarı ve travma dışında başka bir olgu olmadığını çocuklara empoze ediyorlar. Böylece çocuk başına gelen her şeyi travma, yapmak istemediği, hoşlanmadığı her konuyu da başarısızlık adlediyor...
 
Oysa hayatın büyük bir kısmı sadece deneyimdir... Hasta olmayan, hasta olduğunu zanneden antidepresan çocukları büyüttük...
 
El birliği ile birbirinin ilaç kutusuna bağımlı toplum içinde var olmak için çabalarken çok yorulmuş, kendi kominitesini kurup toplu intiharlar eden çocuklar yetiştirdik...
 
Büyüklerin yanında konuşmayı ayıp saydık da büyüklerin ayıplarını 'aile önemli ' diye dayatıp çocuklara ödetmekten hiç utanmadık...
 
Öğrenmeyi öğretmek yerine çocuklarımıza kızlar seçtik, kızlarımıza miktar belirledik.
Çocuklarımızın aşklarını bize duydukları sevgiyi geçince kıskanıp talan ettik. 
 
Eşya gibi büyüttük çocukları, evine ve sana en yakışır şekilde bezeyip sergiledik konu komşuya. Sevgilerine kotalar belirledik,
"benden daha" diye başlayan cümleler kurduk, sevgiyi aileden dışarı taşırmamak için her çirkinliği yapıp makul gösterdik...
 
Biz koyduğumuz kotalarda yaktık çocuklarımızın zihinlerini, 'daha' diye bir kelimeden uzaklaştırdık.
"Anne sevgisinden büyük sevgi yok, öğretmen, teyze, dayı vs baba, ana yarısıdır,  karın kutsaldır, kızın namustur" diye diye çocuktan taşacak olan her duyguya öğretiye set çektik... Yaş almışlar yaşanmamışlarından bihaber yılları deneyim saydılar kaydadeğer hiç bir bilgileri olmadığı halde.
 
Komşunun çocuğuna özenen ebeveynler ülkesinde kendi çocuğunu bir kere bile olduğu hali ile görüp sevmemişliğin özeleştirisi hala verilmedi...
 
Bu yazdıklarımın hepsi kapalı kapılar ardında psikiyatrlar ile çocuklarınız arasında konuşuluyor. Hepsi sizden şikayetçi, hepsi mutsuz en önemlisi de hepsi korkmuş durumda...
 
Sizinle konuşamadığını başkası ile konuşan çocuklarınız var, çünkü siz aile değilsiniz... Sizin çocuklarınız sizin bakmadığınız yerde ne yapıyor ise işte o kişiler...
 
Bahsemedikleri sürece, kendilerinden, gördüklerinden, htiklerinden asla kendileri de kim olduklarını bilemeyecekler.
Bir defa deneyimleme şansımız olan bu hayatı kendilerini arayarak ya da sadece dantel örneği gibi size benzeyerek geçirecekler... "Bana benzesin daha ne isterim" dediğinizi duyar gibiyim. 
 
Sizden zaten bir tane var, çocuklar sizin mahkumlarınız değil, bırakın kendi olsunlar.
 
Toplum yeterince gerçek ve doğru olsaydı, savaş, toplu tecavüzler, cinayetler olmazdı.  Herkesin toplu halde yaptığı gerçek ve kabul edilir değildir... Topluma uymayan çocuklarınızı cezalandırmaya çalışmanız da sevginize dahil di mi?
 
Sanki herkes yapınca gerçek oluyor da biri yapmadığında toplumun gerçeğini bozuyormus gibi cezalandırılmaya çalışılıyor...
 
Buradan çocuklara seslenmek çok isterdim.
Ebeveynlerini şikayet eder, onlara şöyle derdim...
 
"Bir gün büyüyeceksiniz, çocukluğumuzu net hatırlamasak bile deneyimlerin ve travmaların sonuçları tam da orada sizinle olacaktır.  Gerçek bir aileye sahip olup olmadığınızı anlamak için bütüne bakıp karar verin,  kendinize ait okuyarak, izleyerek araştırılmış fikirleriniz varsa, birçok deneyim yaşamış ve heyecanla yenilerine hazırsanız, gelecek kaygısı mental olarak sizi ele geçirmemiş ise, insanlarla bir konuda tartışır ve fikrinizi beyan ederken karşı tarafa da saygı duyup üslubunca relaks konuşabiliyorsanız, gözeten gerçek bir aile ile büyümüşsünüzdür. Aksi takdirde tüm hayatınız kavga, tartışma,  kendini inandırmaya çalışmak ve huzursuzlukla yalnız hissederek geçmiştir. "KİMSE BENİ ANLAMIYOR" diyorsanız, sevgi dolu gözeten yani gerçek bir aileniz olmamıştır.
 
Çocuklar, kimse sizi o yıllarda yaşadıklarınız için affetmiyor... Sizin için saçını süpürge etmiş ya da çalışırken dışarıda sağlığından olmuş ebeveynler bunu kerelerce sizin suçunuzmuş gibi yüzünüze vuracaklardır...
 
Bu ülkenin eğitim sisteminin dayatmaları ile boğuşurken, kim olduğumuz ile ilgili fikirsiz kayıp yıllarımızın rücu etmeyeceğini tarafınıza bildirmek istedim...
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
pub-1785681847249596 2497439732