Toplumun En Büyük Sorunu: Güvensizlikten Kaynaklanan Sevgisizlik
Bugün yaşadığımız birçok sosyal sorunun kökenine indiğimizde, karşımıza çıkan ortak duygu güvensizlik oluyor. İnsan insana güvenmeyince, kalpler kapanıyor; kalpler kapanınca da sevgi geri çekiliyor. İşte tam da bu noktada toplumun en büyük yarası baş göst

Hande Nazan Acar
-Kimse kimseye inanmak istemiyor artık. Söylenen sözlerin ardında bir hesap, yapılan iyiliklerin altında bir beklenti arıyoruz. Çünkü defalarca hayal kırıklığına uğramış, kandırılmış, yarı yolda bırakılmışız. Bu birikmiş güvensizlik, bizi mesafeli, soğuk ve savunmacı bireylere dönüştürüyor. Oysa sevgi, ancak güvenle filizlenebilen bir duygu.
Aileden başlıyor bu kırılma. Dinlenmeyen çocuklar, anlaşılmayan gençler, birbirine yabancılaşan eşler… Evde kurulamayan güven, sokakta da kurulamıyor. Komşuluk bitiyor, dostluklar yüzeysel kalıyor, insanlar birbirine dokunmaktan çekinir hale geliyor.
Herkes kendi kabuğunda, kendi yarasını saklayarak yaşıyor.
Toplumda artan öfke, tahammülsüzlük ve yalnızlık da tesadüf değil. Sevilmediğini hisseden insan, sevmeyi de unutuyor. Güvenmediği için bağ kuramıyor, bağ kuramadığı için yalnızlaşıyor. Bu yalnızlık ise zamanla sertliğe, duyarsızlığa ve empati yoksunluğuna dönüşüyor.
Oysa sevgi bir lüks değil, bir ihtiyaç. Güven de öyle. Toplum olarak iyileşmek istiyorsak, önce birbirimize yeniden güvenmeyi öğrenmeliyiz. Küçük adımlarla… Dinleyerek, yargılamadan anlamaya çalışarak, samimi olarak. Herkesin yaralı olduğunu kabul ederek.
Belki her şey bir anda düzelmez. Ama birine güvenmek, birine içtenlikle “yanındayım” demek, bu sevgisizliğin karanlığında yakılmış küçük ama güçlü bir ışıktır. Ve unutmayalım: Toplum, ancak kalpler birbirine yeniden açıldığında iyileşir. Sevgisizlik ailede başlar ve devam eder. Lütfen çocuklarımıza sımsıkı sarılıp dinlemeye çalışın.
Sevgiyle...
